Şu an Adamlar'ın yeni albümünü dinleyip ritim tutarak yazıyorum bu satırları. Belki sadece yazasım vardır belki de lodos fırtınasından sonra fena soğudu hava, onun mutluluğu sebebiyle yazıyorumdur bilemedim. Fakat bu kadar uzun cümlenin ne gereği vardı şimdi ona da emin değilim. Hayat güncellemesi vereyim bari hazır buraya kadar gelmişken bir kivili oralet içmeden gitmek olmaz.
Önce fenasından başlayayım sonra yavaş yavaş aydınlatırız ortalığı.
Şu OKB belasından var ya nefret ediyorum. Hayır takıntılar öyle yoğun raddeye geliyor ki bazen mantık falan hak getire. Örneğin pandemiden sonra yükselişe geçen temizlik takıntısı. Ama öyle el yıkamalı, süpürmeli, silmeli falan değil. Benimkisi tuvalet baya baya bildiğin klozet takıntısı işte. Aile üyelerinden (erkek) birisi girdikten sonra, deli gibi temizlemeden kullanamıyorum. "Ay bir şey mi vardı, of bir şey mi bulaştı" diyerek kendimi sürekli bir şey olmadığına ikna etmeye çalışıyorum. Sırayla gözden geçiriyorum rutinlerimi.
Belirlediğim temizlik sırasına ters bir şey yaptım mı eyvah eyvah. Sar başa. Baya azalttım ama şükür. Düşünceler aklıma gelince hiçbir şey yapmadan öylece bakıyorum. He valla. Öylece izliyorum tepki vermiyorum, karşıt düşünce oluşturmuyorum. Çoğu zaman çalışıyor. İşin garibi erkek bireylerle konuşunca da anlıyorum onlar da temizlik konusunda takıntılı. "Demek normali buydu ve ben unutmuşum" deyip daha çok düzelme gösterdim.
Şimdi aydınlığa doğru hayatı güncellemeye devam ediyorum.
Aydınlık dediysem mecazi tabi. Neden? Çünkü Dark Academia türünde roman okumaya başladım. Demiştim ya geçen "Yine taksitle kitap aldım ühüü" diye. Şimdi diyorum ki koyver gitsin be ya. Babil kitabını okudum bitirdim ve bu türü sevdiğimi fark ettim.










