Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Margaret Teyzemin Aynası - Walter Scott


Yeni yorumla nasıl ama hop buradayım. Bakma ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
"Hep Kindle olmaz azcık da kütüphaneme fiziksel yatırım yapayım " dedim ve 7 kitaplık bir alışveriş yaptım. Eskiden olsa bu alışverişe "Mini" derdim. Artık diyemiyorum çünkü 800 küsür TL vermiş bulunmaktayım. Amaaaa "taksite böldürmek yiğitliğin şanındandır" diyerek 2 taksit yaptırdım (tatlı zeka parıltılarım) Neyse moral bozmak yok. Önümüzdeki seneye kadar kitap almayacağım (1.5 ay sonrayı kastediyorum tabi). Geçeyim artık kitaba bari ne yapayım?

İskoç Edebiyatı ile tanışma kitabım olan Margaret Teyzemin Aynası ile karşınızdayım. Yazarımız 1800’lü yıllardan Edinburgh doğumlu Walter Scott. Kendisi tarihi roman yazarı ve şair kimliği ile öne çıkıyor. Bu okuduğum kitap 2 adet öyküden oluşuyor. İlki kitaba adını veren öykümüz. İkincisi ise “Goblenli Oda veya Ceketli Kadın”.

**Tanıtım yazısından**

“Margaret Teyzemin Aynası” ve “Goblenli Oda veya Ceketli Kadın” öykülerinin bir araya geldiği derleme, Scott’ın İskoç kültürü, değerleri, inançları üzerine ince gözlemlerinin ürpertici temalarla buluştuğu, her sayfada merak uyandırmaya devam eden bir okuma deneyimi sunuyor okura. Her ikisini de yazarın giriş notuyla sunduğumuz öyküler, defalarca okumaktan sıkılmayacağınız birer korku klasiği.

** Yorum Baloncuğum **

İçerisinde hafif fantastik ve gizem ögeleri barındıran öyküler güzeldi. Korku temasına derinlemesine inilmemiş. Fakat klasikler içinde değerlendirerek, bu tatlı metinlere haksızlık etmeyeceğim.

Doğu Öyküleri - (Marguerite Yourcenar)

 

Şimdi şöyle bir okuma alışkanlığımı şenlendireyim diyerek sevgili Yourcenar sayesinde Fransız Edebiyatı'na giriş yapmak istemiştim tee ne zaman. Gerçi kendisi pek çok şehirde yaşayıp bulunmuş ama Fransız Akademisine seçilen ilk kadın yazar olduğundan mütevellit, bu edebiyat kapsamında ele alınıyor. Gönül isterdi ki orijinal dilinden okuyayım ama yeni bir dil öğrenme tercihimi hangisinden yana yapacağımı henüz bilmiyorum. Çenem düşüktür bilirsin çok uzatmadan geçiyorum kitap yorumuna:

** Yorum Baloncuğum **

Helikopter yayınlarının baskısı var elimde. Uzun bir süre bulamamıştım da amazonda denk gelip hop diye atmıştım sepete. Toplam 10 öyküden oluşuyor bu kitap. Adından da anlaşılacağı üzere Doğu öyküleri. Ağırlıklı olarak bu temayı kullanmış. Hindistan, Çin, Yunanistan, Balkanlar etrafında şekilleniyor ama sizi şehir-kültür biçemiyle boğmuyor. 

Babil - (R. F. Kuang) - Dark Academia

 

Hazır mısınız? Dark Academia belasına giriş yapıyorum. Aslında Dark Academia (Karanlık Akademi); bir alt kültür ve internet estetiği olarak tanımlanıyor. Yüksek öğrenim, sanat, literatür gibi kavramların idealize edilmesi ve yüceltilmesi durumuna dönmüş durumda. Üniversite koridorlarında çokça oyalanmış birisi olarak ben de etkilendim ister istemez. 

Hatta yanlış yorumladığım da oldu çoğu kez. Bitkinlikten gözlerimin altında mor halkalar oluşunca kafamdaki "estetik" halinin yok olduğu anları göz önüne alırsak, uzaktan hoş ama içine girince bir hayli yorucu olan bir şey. Mola verip tekrar geri dönmüş bir birey olarak heyecanlandım ve etkilendim. Tabi ki şatolar ve kuleler yerine dershane sıralarıyla yaşadık o dönemi ama iyi ki yaşamışım diyorum.

Hazırsak çat diye giriş yapıyorum.

Oxford' un derinliklerine dalıyoruz. Babil' e. Dünyaca ünlü Kraliyet Çeviri Enstitüsüne farklı ülkelerden yetiştirilmek üzere çevirmenler getirildiğini düşünün. Pek çoğu küçük yaşta Britanya'ya ayak basmış. Burada öğrendikleri farklı dillerle ve bizzat kendi ana dilleriyle çeşitli çeviriler yapıyorlar ve bazı sihirli noktalara dokunuyorlar. Aynı zamanda gümüş işlemenin de merkezi olan Babil kulesi, Oxford kasabasının tam ortasında karşımızda beliriyor. 

** Yorum Baloncuğum ** 

Şüpheli Şeylerin Keşfi - (Bihter Sabanoğlu)

 

İstanbul'u gezmek nasıl bir his benim gözümde biliyor musunuz? Her an başınıza bir şey gelecekmiş gibi tedirgin hissederken, aklınızdaki yaşanmışlıklara kayıtsız kalarak bunu görmezden gelmeyi öğreniyorsunuz. Belki yıllardır insanların burada hayata tutunmasının sebebi bu karmaşa ve keşmekeştir. Hayalle gerçek, iyiyle kötü birbirine karışıyor. Bazen durağan bazen de aniden yükselen, ilginç bir senfoni dinliyor gibi hissediyorsunuz. Bu halin gri mi yoksa renkli mi olacağı tamamen sizin elinizde.

Türk yazarları keşfetmeyi çok seviyorum. Özellikle kendimi çıkmazda hissedince, evime dönmenin yolunu arıyor gibiyim. Anlattıkları mekanlar, yaşadıkları ruh halleri, içinde bulunduğumuz kültürden mütevellit; bir tanışıklık hissi uyandırıyor. 

** Yorum Baloncuğum **

Ayla ve Edhem' in hikayesini anlatan, hafif karanlık atmosfere sahip, İstanbul'u; Roma ve Bizans eserleri arasında dolaşarak geçireceğiniz güzel bir roman bu. Tesadüf gibi görünen bir karşılaşma belki de çok eski bir tanışma hali.. Yanlış anlaşılmasın bir aşk hikayesi değil bu. Kendini bulma, keşfetme, hatırlama ve özümseme hikayesi. Bende tam olarak uyandırdığı hisler böyle. 

Tanıtım yazısı eklemiyorum bu sefer. Yorum baloncuğu olarak hislerimi bırakıp kaçmak istedim. Havanın rengine, rüzgara ve kara aldırış etmeden İstanbul'da gezinmek, kendi hikayesini keşfetmeye çalışan bir kadının, hafif karamsar ruhuna eşlik etmek ve bambaşka bir atmosferde ilerlemek istiyorsanız, naçizane tavsiyemdir.


İyi okumalar :*



Çağdaş Sanatın Sahterkalığı - (Avelina Lesper)

Geçenlerde bir habere denk geldim tam o sırada arkadaşla konuşuyorduk. Sitenin linkini istedi, attım. "Hollanda'da müze çalışanı, bira kutusu şeklindeki sanat eserini yanlışlıkla çöpe attı." Başlık hemen ilgimi çekti. Hayır hayır mevzunun nostalji bağımlılığım ve geleneksel sanatlara dair yaptığım okumalarla, çok da bireysel bir bağı yok. 

Haberi sesli bir şekilde birlikte okuduk ve birden gülmeye başladık. Kendisi iş sahası konusunda ilerilerde. İstanbul'da sanat camiasının tam içinde ve tiyatrosundan sinemasına kadar çok fazla iş yapıyor. Haberi özellikle onunla birlikte yorumlamak istedim çünkü hem o çevrenin güncel fikirlerini bana iletebilecekti hem de okullu-alaylı karışık bir kimlik olduğu için konuya daha fazla hakimdi. 

Ben her ne kadar geleneksel sanat ve resimlerle ilgili araştırmalarımı artırmaya çalışsam da bir noktada durmak zorunda kalıyorum çünkü lebi derya bir alan. Konunun üstüne detaylı konuştuktan sonra bana bir kitap önereceğini söyledi. Tavsiyesine uydum, aldım okudum, bolca cümlelerin altını çiziktirdim ve yorumumu naçizane aktarmaya geldim.

** Yorum Baloncuğum**

Avelina Lesper Meksikalı tarihçi, sanat eleştirmeni ve yazar. Modern sanat eleştirileri hatırı sayılı bir kitleye ulaşmış durumda. Gerek röportajları gerek yazdığı eleştiri yazıları ile, bu camiayı deyim yerindeyse eline aldığı incelikli bir sopayla dürtüyor. Eğer geleneksel ya da modern hiç fark etmez sanata ilginiz varsa, farklı bir bakış açısına ihtiyaç duyabilirsiniz. 

Bu konuda kesinlikle Tellekt yayınlarından çıkan Çağdaş Sanatın Sahtekarlığı kitabını öneriyorum. Benim için ufuk açıcı ve yer yer duygularıma tercüman olan bir kalem oldu kendisi. İçinden bazı alıntılar yaparak biraz daha detaya girmek istiyorum:

Dikenlerin Büyüsü - (Margaret Rogerson)

 

Blogun ilk kitap yorumuyla dalış yapıyorum sevgili okuyucu. Önce bir kaç soru sormam lazım tabi.

Kendine ait dünyası ve haritası olan, büyülü kitapları, kütüphaneleri, güçlü ve inatçı bir kadın karakteri, hem normal insanlara hem de sihirzadelere yer verilmiş bir dünyası olan alemlere girmek ister misin? cevabın evet ise bu kitap tam sana göre. 

Tanıtım Yazısı

" Elisabeth, Güneyrüzgarı Krallığı'ndaki Büyük Yazdüşü Kütüphanesi'nde çocukluğundan beri bu zihniyetle yetiştirilmiştir. Raflarda fısıldayan ve demir zincirlere vurulmuş kara büyü kitaplarının arasında yaşarken bu kitapların mürekkepten oluşan korkunç canavarlara dönüşebileceğinin farkındadır. Bu yüzden çıraklık mertebesinden muhafızlığa yükselip krallığı bu korkunç güçten korumayı kendine amaç edinmiştir. 

Kütüphanede meydana gelen bir saldırı, en tehlikeli kara büyü kitaplarından birinin zincirlerini koparmasına yol açar. Elisabeth bir anda kendini büyücü Nathaniel Thorn ve onun gizemli iblisi Silas'la yüzyıllardır süregelen karanlık bir planın tam ortasında bulur. Büyük Yazdüşü Kütüphanesinin hatta dünyanın geleceği artık onların elindedir" 

Gerçekten spoiler değil kitap tanıtımı böyle başlıyor. zaten kendini kısmen de olsa anlattı. Kitap puanlamayı sevmem o yüzden kendi yorumumu usulca bırakıp kaçacağım. 


 **Yorum Baloncuğum**

Uzun süredir fantastik okumamıştım ama seri okumayı da gözüm kesmiyordu açıkçası. Araştırırken bu kitaba denk geldim. "Tek kitap nasılsa en fazla sıkılırsam bırakır sonra bir ara tekrar dönerim" diyordum ki o da ne? Açlık çektiğim için mi yoksa konusu özellikle "kitap - kütüphane ve büyü" teması etrafında olduğu için mi bilinmez, 1.5 günde okuyup bitirdim ve çok sevdim. Sürükleyici olması, iç monologların fazla olmayışı, tam sakinliğe kavuştuk derken yeni bir olayın patlak vermesi ile beni çok etkiledi. 

Kitap Diye Nicesine

 


Dikkat dikkat sayın seyirciler. Bu post reklam değildir! Bizzat danaya girer gibi 9 taksitle e-kitap okuyucuya girdiğimin fotisidir.  

Şimdi tabi ki artan maliyetler, ekonomi, pahalılıktan yakınıp canımızı sıkacağım. Beni kredi kartlarına mahkum edenler utansın. Bayılırım kitapları mıncırmaya, gosgocaman kütüphane oluşturmaya falan. Te şuracıkta arkamda duruyor kitaplığım ama bir sorun var. Anam o fiyatlar ne öyle. Tamam yakalıyoruz kampanyadan şuradan buradan indirimlileri ama olan var olmayan var. Baktım en sonunda olduramadım bir şeyler, dedim ben alayım şuncağızı da yanı başımda dursun. Hayır bir de gidip para vererek aldığım fiziksel kitabı beğenmediğim zaman vicdanım sızlıyor. 

Koskoca bir reading slump döneminden çıkışımı Lanetlilerin Krallığı serisini almıştım (fiziksel) ona borçluyum biraz. Sonrasında dedim benim canım biraz sosyal bilimler ve psikoloji konusunda da uçmak istiyor yürüdüm gittim bu yoldan.. 4 günde 4 kitap bitirdim. Benim için iyi performans (opsiyonel) Efendim neler okudum bu arada:

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku - İlhami Algör 

Aslında Cennet de Yok - Kerem Işık

Botter Apartmanı - Ayşe Övür

Nohut Oda - Melisa Kesmez

Şu anda da Alain de Botton - Statü Endişesi okuyorum. Şimdi işin içine sosyal bilimler diye girdim ama roman ve öykü okuyup çıkmışım. (görmezden gelirsen öpüp başıma koyarım )

Öyle yani. Biraz konuşasım geldi. Okuduklarımın yorumlarını da yaparım ara ara (üşengeç bir insanım)

Sağlıcakla kal, öğlen 12 - 3 arası güneşe çıkma (yanarsın guzum yanma)